Süha Çardaklı

"Hizmetlerinden ötürü teşekkür eder, iş hayatında başarılar dilerim" dedi takım elbiseli adam, "iyi dileklerinizi kendinize saklayın" diyemedi çocuk, manalı bir tebessüm bıraktı. Aklına Metehan'ın iyi olduğunu taktı, ve yürüdü. Yine bir GÇYK haftasıydı, seçilip de projeye gitmemek olmazdı. Müdürüm de cevabı bildiği için bu sefer karşı koymadı. 23 gönüllü, Düzce ve Bolu'yu mutluluğa boyayacaktı... Cumartesi sabahı 5.30'da Göztepe kampüsünün önünde toplanıldı. Sabah ayazından mütevellit hava buz gibiydi. Bir tek ellerimiz üşümüyordu. Ellerimiz hiç üşümüyordu, çünkü Düzce ve Bolu'daki çocuklar ellerimizi tutmak için bekliyordu. Hazırlıklar bitti, her şey tamam. Koyulduk Düzce yollarına. Gökhan Dinç'in, kulübün misyonunu anlatan cümleleri yankılandı kulaklarımızda: "Çocuklar ile üniversite arasında bulunan buz dağlarını, sevginin gücüyle eritmeye gidiyoruz" Evet tam 55 proje oldu bunu yapıyoruz. Bıkmıyoruz, usanmıyoruz. Bilakis yüzünü güldürdüğümüz her bir çocuk için, dünyalar kadar mutlu oluyoruz. Ayın sadece iki günü de olsa, sinirden stresten, tüm sıkıntılarımızdan uzaklaşıyoruz. Kim bilir? Belki de aradığımız huzuru, yalnızca o çocuklarda bulabiliyoruz... 54. ve 55. projelerimizde, Düzce ve Bolu'yu mutluluğun renklerine boyadık. Çocuklara yalnızca bir gün de olsa, huzurun "fıkra"sını anlattık. Onlardan sözler aldık... O zaman son sözlerim, Düzce'deki okulda okuyan küçük kardeşim Gizem'e olsun... Projeyi tamamladık, artık yola çıkma zamanıydı. Otobüse binerken küçük Gizem'i gördüm, son kez vedalaşmak için yanına gittim. Başını omzuma dayadı, "gitme, ben seni çok sevdim Süha abi" dedi. Öylesine içten söyledi ki, "ben de seni" diyemedim ona. Diyemedim işte. Onu çok sevdiğimi söyleyemedim. İçimdeki sesi duysaydı sağır olurdu belki. İçimdeki sesi duysa, sağır sultan dile gelirdi. Kalamadım ama küçük Gizem, kusura bakma. Kulübün manifestosuna yazmış bizim çocuklar kocaman puntolarla; "Daha gidilecek çok yol var!"


Düzce-Bolu Projesi
Süha Çardaklı