Görkem Ünal

Hepinize merhaba,
Geçenlerde ilk projem olan Niğde-Nevşehir projesinde yer aldım. Özetle iki gün, iki okul, 247 harika çocuk, sayıları 200'e yakın veli ve de yüce gönüllü " umut taşıyıcısı " olan GÇYK gönüllüleri ...
Proje hakkında bir izlenimde de ben bulunmak istedim belki biraz uzun olabilir sonuna kadar dayanıp okuyanlara şimdiden teşekkür ederim dayanamayıp bırakanların da canı sağolsun. Öncelikle projeye katılmaya hak kazandınız, cümlesini okuyunca bu kadar sevineceğimi bu ailenin parçası olmadan önce bilmezdim. Sabah çantamı hazırlarken her saat başı ' ooof, bir gelmedi otobüs saati ' diyeceğimi de tahmin dahi etmezdim. Her şey o buluşma yerine gittiğinizde iki gününüzü birlikte geçireceğiniz sırtında çantalarıyla duran ekip arkadaşlarınızı görünce başlıyor. Daha sonra otobüse oturduğunuz an ile devam ediyor. Şehirler arası bir çok yolculukta bulunmama rağmen ve hemen hemen her türlü ulaşımı denemiş biri olarak şunu söyleyebilirim ki; bu otobüs içinde halay çekebilme, göbek atabilme, şarkılarda ritim tutabilme veyahut söyleyebilme, uyuyabilme ve tabi ki de vampir-köylü oynayabilme gibi pek çok yeteneğinizi geliştirirsiniz yoksa da inanın kısa bir süre de hepsine sahip olursunuz.
Tüm geceyi otobüste geçiren insanlar yol sersemi olur, diyen her kimse bu ekibi daha tanımamış. Otobüs gideceğiniz okula yaklaştığı an öyle bir enerjiniz oluyor ki bu hissi anlatamam o an tek amacınız inip tüm çocuklarla konuşmalıyım oluyor. Ve bir enerjiyle iniyorsunuz. Şahsen benim onlarca çocukla tanışırken hissettiğim şey saf mutluluktu. İnanın bir merhaba bir insanın hayatını güzelleştirebilir. Aslında siz çocuklara bir şeyler öğretmek için yola çıkmışken bir çocuk size merhaba dediğinde anlıyorsunuz ki onların size öğreteceği pek çok şey var. Bir çocuğun elini tutup büyük bir çember oluştururken aslında sizin elinizi güvenle tuttuğunda anlıyorsunuz abla/abi olmayı. Ya da küçük arkadaşlarınızla, çocukluğunuzda oynadığınız tüm o oyunları tekrar oynarken anlıyorsunuz ki bir yanınız en az onlar kadar çocuk. Mesela mantarlar şarkısını öyle çok seviyorsunuz ki dansını ederken aslında çocuklardan daha çok kaptırıyorsunuz kendinizi. Çocuklara yaptığınız onlarca güzel etkinliğin yanı sıra bir veli ya da öğretmen sunumuna girdiğinizde, velilerin gözünde görüyorsunuz o merakı. ' Gerçekten böyle miymiş ? ' cümlelerini ağızlarından duyuyorsunuz. Bir teyze ya da amca gelip size sarılıp teşekkür ettiğinde anlıyorsunuz ki bir şeyler başardı bu ekip. Teneffüsleri seven bir öğrenci olarak şunu da söylemek istiyorum ki hiçbir teneffüsümü bu kadar dolu dolu geçirmemiştim. En son veda vakti geliyor işte belki de projenin en üzücü, ' ah be gelmesin şu an ' dediğim tek yeri burasıydı. Hayat bayram olsa şarkısında bacaklarınız kopsa bile zıplamaya devam ederken etrafınıza baktığınızda çocukların yüzündeki o gülümsemenin tarifi yok işte. Onun size verdiği huzur ise hiçbir yerde yok, o başka bir şey. Veda vakti geldiğinde çocuklar size sıkıca sarılıp da size " Abla/abi sana mektup yazdığımda bana cevap ver olur mu bak ? " dediğinde tüm kalbinizle " söz " diyorsunuz. Ve sonra da o uzaktaki minik " dost "larınızdan mektup bekliyorsunuz.
Veee son olarak, tüm GÇYK ailesine teşekkür ederim, bu projeye katılabildiğim için daha da teşekkür ederim. Aileden saydığınız için yine teşekkür ederim. Umarım bir sonraki projede görüşürüz, sağlıcakla kalın 


Niğde-Nevşehir
Görkem Ünal