Gizem Şimşek

Daha önce başka projelere katılmayı çok istemiştim ama cesaret edemedim. Çünkü hafife alınacak bir iş değildi bu. Kendime güvenemedim. Başvurup sonradan vazgeçtiğim bile olmuştu.
Bir an geldi, düşündüm. Çok bencilce yaşadığımın farkına vardım. Sadece kendim için yaşamamam gerektiğinin, birilerine de faydam olması gerektiğinin farkına vardım.
Karşıma çıkan en iyi fırsat Güneşin Çocuklarına Yardım Kulübü oldu. Bu kulüp binlerce gönüllünün desteğiyle kitaplar topluyorlar ve Anadolu’daki köy okullarına bizzat kendileri gidip kütüphaneler kuruyorlar, minicik yüreklerle bütün bir günlerini geçiriyorlar, o yüreklere umut dağıtıyorlardı. Bende onlardan biri olmak istedim ve bu projeye başvurdum ve seçildim.

28 Şubat 2011

Proje günü gelip çatmıştı. Sabahın dört buçuğunda kalktık düştük Tekirdağ yollarına. Yaklaşık iki saat sonra ulaştık Çerkezköy-Karaağaç İlköğretim Okulu’na… Öğrencileri biz karşıladık. Meraklı, neşeli, çekingen gözler her bir yanda..kimi gelip sarılıyor, yaka kartından ismimi öğreniyor. Bende tanışıyorum onlarla. Sonra bütün gün onlarla beraberdik. Benim etkinliğim oyundu. Payıma düşen sınıflar ana sınıfı, 1, 2 ve 3. sınıflardı. Etkinlik arkadaşımla beraber yapacaklarımızı planlamıştık ama bu konuda başarılı olamadık. Çocuklar buna izin vermedi maalesef… Gayet enerjiktiler bu konudaJ
Oyun oynarken kimisi katılmak istemedi, kimisi de aksine kendini gösterdi. Muhammet, Keko ve Eren... Kimisi ilk başta oynamak istemese de sonradan katıldılar oyuna. Mektup bile yazdılar.
Figen, Hüdanur ve Şehriban... “Gizem abla, sizi çok sevdik, bir daha gelin.”demişlerdi mektuplarında. Doğan ise “Gizem abla çok güzel oyunlar öğrendik” demişti mektubunda. Bu mektupları aldığımda öyle çok sevinmiştim ki. Bizleri gerçekten sevmişlerdi.
Teneffüslerde de onlarla beraberdik. Koridorlar da muhabbetler..aralarında doktor, avukat, futbolcu, hemşire, mühendis, öğretmen olmak isteyenleri vardı. Onlara istediklerini çalışarak yapabileceklerini anlatmaya çalıştım dilimin döndüğünce. Bizlere mektup yazmalarını söyledim ve mutlaka yazacaklarına söz verdiler.
Dürdane diye bir kız vardı. İp atlamak istiyordu hani şu iki kişinin ipi sallayıp ortada atlanılan. İpi sallayan ağabeylerine söyleyemiyordu, bana söylüyordu. Ben gidip atlıyordum onunla. Bahçede oynarken, günün sonundaki eğlence de dahil yanımdan ayrılmadı. Sevmişti beni ve mutlu oldum…
Melek vardı, birden bire sanki öz ablasıymışım gibi geldi sıkı sıkı sarıldı merdivenlerden aşağıya inerken. Melek gibi daha başka öğrenciler de yaptılar bunu. Ellerimi paylaşamıyorlardı. JYaşları küçük olduğu için bu şekille iletişim kurabildim onlarla…
Bir daha ne zaman geleceksiniz?
Gitmeyin.
Yine gelin.
Bu cümleleri duyarak veda etmek zorunda kaldık onlara. İşte o vakit anlıyorsun nasıl güzel bir iş yaptığını. Duygulanıyorsun, ayrılmak zor geliyor.
Bütün bunlar onlara ne kazandırdı?
Biz üniversite öğrencileri olarak onlara model olmaya gittik. Bizi örnek almalarını istedik. Bizlerden daha iyi olabileceklerini anlatmak istedik. Sevgimizi onlarla paylaşmaya, sevgimizi çoğaltmaya gittik. Topluma kazandırmaya gittik. Yaptığımız her şeyi onlarla beraber yaptık, onlarla çocuk olduk, onlarla şarkı söyleyip, dans edip oyun oynadık. Bunları yaparak aslında onlardan farklı olmadığımızı gösterdik. Eminim ki bu konuda başarılı olduk. İlk projem olduğu için mutlaka eksikliklerim oldu ama onlara bir nebze olsun katkıda bulunabildiğimi düşünüyorum.
Bu ilk projemdi. Kesinlikle son projem olmayacak. Elimden geldiğince destek olacağım. Çünkü daha gidecek çok yolumuz var…


Tekirdağ Projesi
Gizem Şimşek