İlke Elif Yavuz

Olumsuz mizacım gereği oldum olası kitlesel değişimin ve gelişimin hayalini kurup sahip olduğum gücü ve yapabileceklerimi küçümsedim, görmezden geldim. Sistemi değiştirebilecek gücüm yoksa oturup beklemeliydim. Sosyal gerçekliğe gözlerini kapayan ya da sosyal sorumluluk adı altında insanı sömürenlerin cirit attığını düşündüğüm sırada birkaç iyi insan bana projelerinden bahsetti. Bu oluşumda önce çocukların sırtından kimsenin kazanmadığını anladım; sonra 'birkaç kişi' diyerek azımsadığım bu insanların etkisini, değerini fark ettim. Herkül olmayı beklemek zaman kaybı, sahip olduğum şansı paylaşmamak adaletsizlikti. Bir çocuk için bile faydalı olabilmek adına biraz ani denilebilecek bir kararla harekete katıldım. Söz konusu çocuk olunca hep geri planda kalıp görevi daha yetkin kişilere bırakmayı tercih etmişimdir. İlk kez suya sabuna dokunmanın verdiği heyecan, çocukların acımasızlığının tedirginliği ve her şeyi berbat etme korkusuyla otobüse bindim. Şehrin insanlarındaki karşılıklılık Kayseri yolundaki bu otobüsün içinde yoktu. Adeta bütünün parçası olmuştum, korkularımın azaldığını ve arındığımı hissettim. Otobüsten indiğimde gördüğüm ilk çocuğa yaklaştım, 'acaba hangimiz daha heyecanlıdır?' diye düşündüm. Bu çocuklar ürkekti, kanaatkardı, ilgiye açtı ve şehirdekilere göre mutlu olmaları çok daha kolaydı; sarılmalarıysa bağımlılık yapacak derecede içten... Kısacası; bir çocuk dişlerini günde iki kere fırçalarsa, bir çocuk bitlendiği için kesilen saçlarından utanmazsa, bir çocuk sınav kayıt tarihini kaçırmazsa, bir çocuk sorgulamadan inanmamayı öğrenirse, bir çocuk küçücükken evlenip çocuk yapmaktan farklı bir hayat yaşayabileceğine inanırsa, bir çocuk kentte onları hiç tanımadan çok seven insanlar olduğunu bilirse bana göre varoluşumuz bir anlam kazanacak demektir. Bu oluşuma katkıda bulunan herkese teşekkür ederim.


İlke Elif Yavuz
Kayseri-Yozgat Projesi